En Son Dakka Haberler -

SULTAN’IN MENFUR ZEVKLERİ NE DEMEK…

SULTAN’IN MENFUR ZEVKLERİ NE DEMEK…
  • 03.09.2019

Öncelikle şunu belirtmeliyim. 26 Ekim’in 15 Ağustos olarak değiştirilmesinden sonra bu ilk kutlamanın unutuluşunu temcit pilavı gibi her seferinde önünüze getirmek niyetinde değilim. İlk olması hasebiyle unutulması normal karşılanmalı ama gelecek yıllarda bu fetih, görkemli törenlerle kutlanmaya devam etmelidir.

Trabzon’un fethi, tarihçilere göre o kadar da önemli değildir…

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra, büyük Anadolu fethini tamamlamak için, Trabzon’daki küçük devletçiği de ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyordu. Bu yüzden 8 yıl sonra Trabzon’a yöneldi ve Pontus şehir devletini ortadan kaldırdı. Burada fethi uzun uzun anlatmayıp özellikle yabancı tarihçilerin, bu fethe ve Fatih’e dair ifadeleri üzerinde duracağım.

15 Ağustos 1461’de gerçekleşen fetih, başta Hammer’in Osmanlı Tarihi olmak üzere çoğu tarih kitabında, ayrı bir bahis olarak değil, Fatih’in Anadolu’daki seferleri arasında anlatılır. Avusturyalı Tarihçi Joseph von Hammer’in  (1774 – 1856) Büyük Osmanlı Tarihi adlı eserinin 3. cildinde alt başlıklar halinde “Sinop, Amasra ve Trabzon’un Fethi” bahsinde Fatih’in Amasra ve Sinop’u ilhak ettikten sonra Trabzon’a yöneldiği belirtilir.

Bu durumu, Prof. Dr. Kenan İnan bir makalesinde şu şekilde anlatır: Fatih, Osmanlı tahtına geçtikten sonra bu yerleri fethetme fikrinde olduğunu beyan etmişti. “Ve bir gün Hünkâr Mahmud Paşa’ya eyitti: ”Mahmud, birkaç niyetim var. Umarım ki Hak Teala ben zayıfa kuvvet verip, anı nasib ede. Evvel biri, şol İsfendiyar vilâyetidir ki, Kastamonu ve Sinob ve Koyul-hisar’dır. Benim huzurumu bunlar giderir. Ve biri şol Trabzon’u bir cünüb kafir yiyip yürür. El-hasıl bunlar benim maksudumdur. Gece ve gündüz hayalimden gitmez”

Fatih için her ne kadar büyük hayali olsa da, Trabzon önlerine geldiğinde David zaten şehri teslime hazırdı. Çünkü Mahmut Paşa onu buna ikna etmeye çalışmış, razı gelmemişse de, sonra Fatih şehre girince buna mecbur kalmıştır.

Ziya Nur Aksun da Osmanlı Tarihi’nin 1. Cildinde Trabzon’un fethini “Amasra ve Sinop’un İlhakı” bahsinde anlatır.

Anlayacağınız, Trabzon’un Fethi, bu topraklarda yaşayanlar için çok büyük bir öneme haizdir ancak, Büyük Türk İmparatorluğu içinde diğer fetihlerle kıyaslanamaz. Bir Niğbolu zaferi değildir mesela… 1396’daki o savaş, Doğu Avrupa’nin kilidini açmıştır.

Yine Tursun Bey ve Aşıkpaşaoğlu da fethin sadece yılını verip tam tarihini vermezler.

Bunlar bize bir başka gerçeği daha haykırır.

Türklerin tarihini ne yazık ki Türkler yazamamıştır. Yazanlar vardır mutlaka ama onlar da çoğu yabancı kaynaklardan yararlanmak zorunda kalmışlardır. Merhum Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, bir Osmanlı Tarihi yazmaya başlamış, ne yazık ki ömrü vefa etmemiştir ve bu eser, Enver Ziya Karal tarafından tamamlanabilmiştir. 10 cilt halinde Türk Tarih Kurumu yayınları arasındadır.

Yine bazı tarihçilerin devir devir Osmanlı’yı anlattığı eserler de vardır. Bu konuda belki de en önemli eserlerden biri Yılmaz Öztuna’nın “Büyük Osmanlı Tarihi’dir. Ama ne olursa olsun, teferruatlı bir Osmanlı Tarihi yazılmalıdır.

Bütün bunları yeniden düşünmeli… Parça parça, devir devir yazılan tarih kitaplarını bir araya toplayıp, çok yazarlı bir eser ortaya konulabilir. Prof. Dr. Feridun Emecen’in Yavuz Sultan Selim’i anlattığı eseri, nihayetinde 8 yıl tahtta kalmış bir padişaha hasredildiği halde bütün bir devri içine alan tafsilatlı bir tarih kitabıdır. İşte bu ve benzeri eserlerden yeni ve objektif bir eser yazılmalıdır.

Yoksa…

Yoksa, batının kıçı kırıklarına kalırız. Osmanlı tarihi okumak için mecbur kaldığım Hammer, o hacimli eserinde çoğunlukla batılı diğer tarihçilerden yararlanır. Bunlar arasında en çok yararlandığı anlaşılan ise Bizans tarihçisi Halkondilas’tır (Halkondil)

Sultan’ın menfur zevkleri ne demek?..

Chalkokondyles, (Halkondil) 1298-1463 yılları arasındaki olayları, Türkçe’ye “Tarihin Belgeleri” diye çevrilebilecek olan Apodiksis Istorion başlıklı eserinde kaleme almıştır. Eser, Bizans döneminin pek çok tarihçisi gibi, gerek tasnif gerekse üslûp bakımından Antik Yunan yazarları olan Heredotos ve Thukydides’in eserlerinin etkisi altında hazırlamıştır. Ancak Yunanca yazan diğer tarihçilerin aksine eserinin merkezine Bizans İmparatorluğu’nun çöküşünü değil yükselen Osmanlı Devleti’nin tarihini almıştır. Yunanistan dışına hiç çıkmamış olmasına rağmen, çok dil bilmesi ve bazı Türk ve diğer tarihçilerin eserlerinden haberi vardır.

Hammer tarihinin 3’üncü cildinde anlatılan Trabzon’un Fethi bahsinde şöyle bir bölüm vardır ve Laonikos Halkondilas’ın, tamamen Türk düşmanlığına dayanır:

“Padişah’ın gayet kısa ihtarı üzerine David hemen rıza gösterdi. İmparator bir gemiye binerek İstanbul’a gitti. Trabzon da Gelibolu Sancak Beyi’nin kumandası altında bulunan Yeniçeri ve Azablar tarafından işgal olundu. Amasya Beyi Hızır Bey, Trabzon ve civarını tasarruf eyledi. Trabzon delikanlılarından bir takımı sipahiler, silahdarlar yeniçeriler arasına alınarak, bir takımı da çadır hizmetine ve Sultan’ın menfur zevklerine tahsis olundular.”

Bu haince ifade için, Hammer’in eserini çeviren mütercim, “bu söz Halkondil’in garezi eseridir” der.

Askeri harekâtın esasını, daima gizlilik ve karşısındakini gafil avlamak diye anlayan Fatih Sultan Mehmet, Trabzon üzerine yürüdüğü zaman “Hünkar’ım azimet nereye” diye sorma cesaretini gösteren Kazasker’e, “Hocam! Eğer sakalımın tellerinden biri, zihnimden ne geçtiğini bilecek olsa, onu bile hemen koparır yakarım” diye cevap verir.

Sefer sırasında zaman zaman atından inip yaya yürüdüğü, bazen de dağ yollarında diken tahraladığı biliniyor.

Bu sırada, yanında bir nevi kefalet olarak bulundurduğu Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın annesi Sare Hatun, Sultan’a, “Oğul bir Trabzon için bu kadar zahmete değer mi?” sorusunu yöneltir. Ona verdiği şu cevap çok manidardır.

-“Ana, İslam’ın kılıcı benim elimdedir. Eğer bu meşakkatlere katlanmayacak olursam Gâzi unvanına müstahak olamam. Bugün yahut yarın Huzur-i Rabb’ül Alemine çıktığım zaman mahcup olurum.”

Şehit olamasa bile hiç değilse gâzi olmayı arzulayan ve İslam’ı iliklerine kadar yaşayan bir ulu hakanın, menfur emelleri ne ola ki?

Aynı kaynaklar ve Halkondil, Trabzon’un fethinden sonra tarihte Kazıklı Voyvoda diye bilinen Vlad üzerine Eflak’a yürümesi bahsinde de yine insanları kazığa vurdurmayı zevk edinmiş bu kan emiciyi adeta aziz ilan edip Sultan Mehmet’i beceriksiz, pısırık ve gaddar bir hükümdar diye gösterir.

İşte tarihinizi başkaları yazarsa, ancak bu kadar yazar. Yani kasıtlı şeyler yazar ve bunlar da çoğumuzun gözünden kaçar. O yüzden diyoruz zaten, devre devre yazılmış Osmanlı tarihi, birleştirilerek çok mükemmel bir eser mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.

15 Ağustos, Trabzon için önemli bir tarih. Trabzon’un asıl fetih tarihi olan bu tarihte, Yunanlıların birkaç yıl önce uydurduğu Hz. Meryem’in ölüm veya göğe alınış günü, kasıtlı olarak çakıştırılıyor. Sözde, fethi unutturmanın ve Bizans’ın intikamını almanın derdindedirler ve ne yazık ki buna bazı yöneticilerimiz de alet olabilmektedir.

Yunanlıların ve ayrı mezhepten oldukları halde Rusların, Sümela Manastırı’nda ayin yapma gafletinin amacını şimdi anladınız mı?

Daha çok işimiz var çook.

Muhabbetle Efendim!

———————————-

KAYNAKÇA

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ