En Son Dakka - Haberin Dakika Daika Mekezi - 21 Ekim 2019, Pazartesi

SEN HİÇ HAFIZ AHMET TOKADI YEDİN Mİ?

9 Ekim 2019
18 kez görüntülendi

SEN HİÇ HAFIZ AHMET TOKADI YEDİN Mİ?

ABD Başkanı Donald Trump, dün attığı twittte “Daha önce de açık bir şekilde söylediğim gibi, tekrar ediyorum, eğer Türkiye benim müstesna ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırların dışına çıkarsa (daha önce yaptığım gibi) Türkiye ekonomisini mahvederim”.

Bu müptezel şunu demek istiyor: Suriye’den çekiliyoruz ama Türkiye orada belirlediğimiz sınırların dışına çıkamaz. Peki sınırları nasıl belirledin? Yoksa orada koruduğun teröristlere zarar verilmesinden mi korkuyorsun? Hiç düşünmüyor musun ki, Türkiye yıllardır kendi menfaatleri için, sınırlarından gelen tehditleri ilelebet bertaraf etmek için Suriye’de bulunuyor. Ve ilk defa çözüme bu kadar yaklaşılmışken asla geri adım atlayacak ve bu belayı ilelebet nihayete erdirecek.

Gelelim Trump’ın bilgeliğine. Be müptezel, seni ülkende geri zekalı olarak addediyorlar ve asla ABD’ye Başkan olacak tıynette olmadığını söylüyorlar. Sen daha kendi halkına kendini anlatamamışsın, bir de kalkıp bilgeliğinden bahsediyor, Türkiye’ye sosyal medya üzerinden tehdit savuruyorsun.

Üstelik bunu bir de Erdoğan’ı, görüşmek üzere ABD’ye çağırdığı bir zamanda yapıyorsun.

Neyse biz bunları bir kenara bırakıp Türkiye’nin şimdi ne yapması gerektiğini düşünelim. Suriye’ye girdik giriyoruz. Hatta giriyoruz şu sıralar. Türkiye, kesin bir sonuç almadan oradan çıkmamalıdır. Çünkü zaten bir bedel ödenecek, şehitler verilecek. O zaman, Suriye’den gelebilecek her türlü tehdidi kesinkes ortadan kaldırmak gerekiyor.

Orada oluşturulacak 32 kilometre derinliğindeki koridor, Türkiye’de bululan sığınmacıların geri dönüp kendi topraklarında yaşamasına da imkan sağlayacak.

Şimdi o bir kenara bıraktığımız konuya dönelim. Türkiye’yi tehdit eden Trump’a, okkalı bir Hafız Ahmet tokadı gerekiyor.

İşte Hafız Ahmet Tokadı:

“Sadrâzam Hâfız Ahmed Paşa, Bağdâd seferinden dönerken İstanbul’da âsîler ve sipahi zorbaları ayaklanarak kellesini Pâdişâhtan istemeye başlamışlardı. Vezir Bayram Paşa kendisine bir mektupla olaylardan bahsederek İstanbul’a gelmemesini bildirdi. Hâfız Ahmed Paşa yolda iken Bayram Paşa’nın gönderdiği adamla karşılaştı ve vaziyeti anladı, fakat gülerek; “Var bizden paşa hazretlerine selâm söyle. Zuhur edecek kazâ-i mübremi rüyamda gördüm. Ölmekten gam çekmem” diyerek, Bayram Paşa’nın adamını geri gönderdi. Kendisi de sür’atle İstanbul’a geldi.

Bu sırada sarayda Hâfız Paşa’ya düşmanlığı olan Topal Recep Paşa’nın tahrikleri ile fitne giderek büyüyordu.

Pâdişâh dördüncü Murâd Han isyânın önüne geçebilmek için bâbüsseâde önüne tahtını kurdurarak oturdu ve âsî elebaşlarından dört kişiyi huzuruna çağırdı. Sultan bunlara uzun uzun bu hâllerinin din ve devlete münâsib olmadığını anlattı. Ancak bu zorbalar da; “Cümle askerin cevâbı; Pâdişâhım, devletine fenalık edenleri elbette vermeniz gerekir; yoksa biz işimizi biliriz” diyerek edepsizce laflar ettiler.

Bu sırada abdest alıp Bâbüsseâde önüne gelen Hâfız Ahmed Paşa, bunların Pâdişâh sözünü dinlemediklerini görünce;

“Pâdişâhım! Hezâr (bin) Hâfız gibi kulun yoluna fedadır. Ancak recâm budur ki, beni sen katletmeyip bu zâlimler haksız yere kanımı döküp beni şehîd etsinler ve lütfedip cesedimi Üsküdar’da defnettiresin ve yetimlerime lutf ve inayetini recâ ederim” diye yer öptükten sonra Besmele çekip; “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm, İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” diyerek âsî güruhunun içerisine daldı.

Hafız Paşa, meydana girince yer yer sipahiler önüne çıkıp hücum ettiler. Önde gelen sipahi, hamle edeyim diye yanaşınca, Hâfız Paşa sipâhînin ağzına öyle bir Osmanlı tokadı vurdu ki, herif yere serilip başından destan yuvarlandı. O zaman ellerinde hançerlerle hep birden Hâfız Ahmed Paşa’nın üzerine çullandılar. Başına, göğsüne ve vücûdunun her bir yerine hançerlerle vurdular. O Vezîr-i Zişan’ı Pâdişâh’ın gözü önünde on yedi yara ile kana bulayıp şehîd ettiler.

Hafız Paşa’nın soğukkanlı hareketini ve âsîlerin arasına atıldığını ve fecî surette şehîd edildiğini gören Sultan Murâd, mendilini yüzüne tutarak ağladı. Bu fecî manzaraya karşı artık durmaya tahammülü kalmadığından;

“Bre Allah’tan korkmaz, Peygamberden utanmaz, Pâdişâh’a itaat etmezler! Hak teâlâ kudret verirse sizden intikam almak nasıl olur görürsünüz” diyerek içeri gitti.

Hafız Paşa’yı, vasiyeti üzerine Üsküdar’da Karaca Ahmed mezarlığına defnettiler.”

İşte böyle Trump efendi; sana iyi bir Hafız Ahmet Tokadı lazım vesselam.

Muhabbetle Efendim!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.